Cumartesi, Aralık 31, 2005

Southern new-year diner (veya guney usulu yeni yili beklerken...)

Hersey savunma sonrasi (bu kadar yaklasmisken) Turkiye'ye ugramamla basladi. (Kayin)Annecigim isiden izin alip, Istanbul'a yanima geldi. Gelirkende yaninda karalahana getirmis. Bir guzelde diblesini yapti (havuclu - patatesli). Hayatimda ilk kez yedigim bu sebzeyi cok sevdim. Donunce, acaba varmidir burada diye dusunurken, (cig halini gormedigim icin karsima ciksa taniyamam!), internette birkac sorgu sonunda green collard diye satilan sebzenin karalahana oldugunu anladim. Hemen aldik, pisirdik, ve tadindan kimligini tescilledik:)
Isin asil ilginc yonu, internet arastirmasi esnasinda, karalahana'nin (amerika'nin) guney mutfaginda cok onemli oldugunu ve ozellikle yilbasi gecesi tuketildigini okudum. Yeni yila girerken karalahana tuketmenin bereket ve zenginlik getirecegine inaniliyor. Yaninda mutlaka sicak misir ekmegi olmaliymis, bir de ekstra bereket icin kuru borulce yenmeliymis. Cok romantik veya sofistike bir menu oldugu soylenemez... ama yeni Florida'lilar olarak, bir deneyelim dedik.
Guney usulu yeni yil yemegi menumuz:

Karalahana (green collard) diblesi




Karalahana yapraklari yikanir ve surada gosterildigi gibi (cok pratik bir sekilde!) dogranir. Havuc (1-2 adet) soyulur ve rendelenir. Patates (buyukce bir adet) soyulur ve rendelenir. Ince halka seklinde dogranmis sogan zeytinyaginda sotelenir, dogranmis karalahana + havuc + patates + dogranmis domates (veya salca) eklenir ve hafif ateste kapali kapakla arada karistirarak biraz oldurulur. Rendelenmis sarimsak (1 dis) + dogranmis maydanoz (birkac dal) + pirinc (1-2 kasik) + bulgur (1-2 kasik) + tuz + sicak su (ustunu ortecek kadar) eklenir. Kisik ateste pisirilir. Sicak olarak yenildigi gibi, biz soguk ve yaninda yogurtla tercih ediyoruz.



Misir ekmegi






Misir unu paketindeki tarifi uyguladim, nefiiiiiiis bir ekmek elde ettik. Aslinda ekmekten ziyade kek niyetine yedik:) Yarim olcu yaptim, ilk deneme oldugu icin, 30cm'lik dikdortgen kek kalibim tam geldi.


Firin 220 C'ye (~ 425 F) isitilir. Misir unu (1 bardak olcusu) + beyaz un (1 bardak olcusu) + seker (4 yemek kasigi) + kabartma tozu (5 yemek kasigi) + tuz (1 yemek kasigi) derince bir kapta harmanlanir. Bu kuru karisima, sut (1 bardak olcusu) + yumurta (1 adet) + siviyag (1/4 bardak olcusu) eklenir ve yaklasik bir dakika cirpilir (yumusak bir karisim elde edinceye kadar).
Karisim yaglanmis firin kabina boca edilir, yaklasik 25 dakika ustu kizarincaya kadar firinda pisirilir.


Kuru borulce piyaz



Kuru borulce yumusayincaya kadar haslanir. Yikanir ve suzulur. Soguduktan sonra, ince halka seklinde dogranmis sogan + ince kiyilmis maydanoz + zeytinyagi + limon + tuz ile karistirilarak hazirlanir.

Çarşamba, Aralık 28, 2005

Kitap mimi...


Yoklugum firsat bilinmis, ve sobelenmisim yine:) Sevgili Dilek, sen aslinda iade-i sobe'de bulunmustun, degil mi? Daha fazla geciktirmeden, yanitlar asagida...

Kitap okumak bir aractir bence bir amactan ote. Yazinin olabilecek mutlak guzelligini / estetigini / musikisini yadsimiyorum ama kendimi o estetigi algilayabilecek kapasitede veya egitimde / tecrubede bulmuyorum. Beni daha cok, okudugum satirlarin ruhuma / icsel dunyama etkisi ilgilendiriyor. Bu etkinin kalicigili veya etkinligi de onemli. Saman alevi gibi yanip sonen bir his mi uyandirdigi, yoksa davranislarimi / bakis acimi degistirebilen bir etki mi?


Kitap satin almam pek, onun yerine arkadaslarin kutuphanelerinden rastgele odunc almayi ve benim icin satir aralarina saklanmis ozel mesaji bulmaya calisirim. Bir yaz, tek bir kisiden 30 kitap odunc aldigimi hatirliyorum.

  • Kac kitabim var? acikcasi, hicbir fikrim yok! Istesem de sayamam... Kitaplarimin bir kisimi Turkiye'de annemlerde, bir kismi Fransa'da agbimde. Ama ozetle hatirladigim kadariyle soyle kategorize edebilirim sahip oldugum kitaplari:
  1. buyuk bir cogunlugu olusturan okul kitaplarim: ilkokul ve ortaokulu Fransa'da okudum, orada ders kitaplari sene basinda ogrenciye odunc verilir okul tarafindan ve sene sonunda geri alinir (sanirim ABD'de ayni yontem uygulaniyor, en azindan benim ozel ders verdigim ogrencinin lisesinde oyle). Bu yuzden o doneme ait hicbir kitabim yok. Kitap ve okul demisken, gecenlerde farkettim ki, ben nasil okuma yazma ogrendigimi hatirlamiyorum. Hicbir izi yok hafizamda o ilk okuma yillarimin. Hatirlayabildigim en erken ani, ogretmen - ilkokul 2'deydi galiba - toplama anlatmaya calisirken cok basit bulmustum anlatilanlari ve niye bu kadar uzatiyor bu denli basit bir konuyu diye dusunmustum :) Lise ve lisans egitimimi Turkiye'de aldim. Lise ders kitaplarimin bir kismi Turkce bir kismi Fransizcaydi. Sanirim sadece Fransizca olanlar annemin evinde bir yerlerde sakli. Universite'de derslerimiz ingilizceydi ve (ekonomik anlamda) en zor gunlerimde bile orijinal kitap edinmisimdir, fotokopi yerine. Hepsi annemlerde, ve onlari her acisimda cok duygulanirim. Yuksek lisans ve doktora icin tekrar Fransa'ya donunce, ders kitaplarima yenisi eklenmedi. Ogrenciye minimum harcama yaptirmaya yonelik bir anlayis hakim oldugu icin, cok guzel hazirlanmis ders notlari dagitilir veya okul kutuphanesinden faydalanma tesvik edilir (evet, her kitaptan en az 10-15 ornek vardir!).

  2. okul disi ciddi kitaplarim, lise yillarimda Tubitak yayinlarindan cikan her kitabi almisimdir, Bilim Teknik Dergisi'nede aboneydim ayni zamanda. Itiraf ediyorum ki pek azini okudum. Niye mi? Ceviri kitap okumakta cok zorlaniyorum. Hele benim gibi Turkce'yi neredeyse sonradan ogrenen biri icin, ozturkce bilimsel kitap okumak hicte kolay degildi... Daha sonra, varoluscu sorgulamarim beni birkac felsefe kitabi almaya itti (aklima oylesine gelen hiscilik felsefesi ile ilgili bir kitap, pek mutsuzdum onu edindigimde). Mezun olup arastirma gorevlisi olarak calismaya baslayinca, her daim kendimle olan hosnutsuzlugumu gidermek amaciyla, avama yonelik kisisel gelisim ve psikoloji kitaplarim oldu, 10 derste nasil mutlu olunur'dan tutunda, ogrenciyle nasil iyi iletisim kurulur'a kadar... Fransa'da gecirdigim yillarda, duzenli olarak psychologie dergisini aldim, yani sira cok guzel psikoloji-sosyoloji kitaparimi edindim. Su anda yanimda degiller, isimlerini hatirlamiyorum...

  3. okul disi gayri-ciddi kitaplarim, ilk once babamin kutuphanesini okudum bastan sona. Aziz Nesin, Yasar Kemal, Bekir Yildiz, ve benzeri... Lise yillarimda bir ara Orhan Pamuk'a takilip, tum kitaplarini okumaya calistim. Tarzini sevdigimi hatirliyorum, epeydir karsima cikmadiysada. Amerika'ya tasinali beri cok okuyorum (yok canim, calismiyor olmamla hicbir ilgisi yok :)), esimin bana okul kutuphanesinden rastgele getirdigi Fransizca romanlar. Ne buyuk bir zevktir benim icin, icinde ne oldugu hakkinda zerre fikrim olmayan alemlere dalmak. Kotu bir huyum, okudugum kitap beni cekerse, bitirmeden elinden birakamayanlardanim... Bazen kendimi oyle kaybediyorum ki, yazarin tarzini benimseyip onun gibi konusmaya basladigimi farkediyorum! (benimkide ne kustahlik, degil mi? Elimde degil sekerim, Victor Hugo okuyunca sosyolik yaklasiyorum herseye ve onun sozleri dokuluyor benden, Jean Jacques Rousseau okuyunca hersey felsefe ve sorgulama oluveriyor, hele Charles Baudelaire okuyunca bunalim geciren bir sair oluyorum!...)

  • En son aldigim kitaplar: Savunma icin FR'ye gitmeden amazon'dan 2 kitap istemistim. Ben dondugumde evde beni bekliyorlardi. Biri son zamanlarda baharatlara olan ilgimden dolayi aldigim Lord Krishna's Cuisine: The Art of Indian Vegetarian Cooking (yazar: Yamuna Devi), digeri Tijen Inaltong'un ovguyle bahsettigi Sufi Cuisine (Nevin Halici). Henuz detayli goz atma vaktim olmadi.
  • En son okumakta oldugum kitaplar: Su an elimde olan iki kitap, aslinda en az 2 yil once aldigim ama o zamanlar okumadigim, sonrada tasininca yanimda getiremedigim iki kitap. Son seyahatimle tekrar kavustum. Julia Kristeva'nin yazdigi Le genie feminin, 2. cilt Melanie Klein'in hayatina ve psikanaliz alemine yaptigi katkilara adanmis. Digeri ise Sylvie Tenenbaum'un yazdigi L'hypnose ericksonienne: un sommeil qui reveil. Ozetle bir tur yari-uyku / yari-bilincli hale girip telkin ve benzeri yontemlerle davranislarimizi nasil degistirebilecegimize dair bir kitap.

  • Benim icin anlami olan dort kitap: giriste bahsettigim sebepler isiginda (belki kacamak sayilabilecek) bir yanit vereyim bu soruya.
    1. Kendim,
    2. Etrafimdaki insanlar,
    3. Evren,
    4. Ilk uc madde arasinda iliskiler kitabi.


    Bunlar oyle kitaplar ki, okurken birden yazar olabiliyoruz. Cok bu abartmis olurum, ''okunan tum gercek kitaplar, bunlari okuyabilecek dili ogrenmek icindir'' desem?

Çarşamba, Aralık 21, 2005

Mutlulugun resmi...



Nazim Hikmet Abidin Dino'ya "mutlulugun resmini yapabilirmisin" diye sordugunda, yanit olarak burdaki resmi cizdigi soylenir. (DUZELTME: sevgili sheker internet ortaminda dolasan bu yanlis bilgiye dikkatimizi cekti. Linkteki resim Abidin Dino'ya degil, Dianne Dengel'e ait imis).

Yukaridaki duzeltme cumlesini eklerken, burada olmasi gereken paragrafi silmisim... Bu iletide yarim olsun... Bundan boyle her yolladigini arsivlemeyen ne olsun...



Cuma, Aralık 02, 2005

Dr. Civanim, ah neler istiyor canim...


Her ulkenin adeti farklidir mutlaka. Fransa'da doktora savunmasindan sonra, doktor unvanini hak eden kisi, butun is arkadaslari - hocalari -danismanlari ve juri uyeleri icin bir cesit kutlama duzenler. Adete gore, cicegi burnunda doktor, kendi ulkesi ve kulturunu yansitan ikramlarda bulunur. Burada Turk tatlicisi olmadigi icin, ve de haliyle sunum heyecani yasarken mutfaga giremedigim icin, hakkini asla odeyemiyecegim Fas'li arkadasim Touria (Turkcesi Sureyya) ilgilendi bu kutlama - kokteylin duzenlenmesiyle. Yukaridaki resimde, Fas usulu baklava (muska gibi olanlar), hindistan cevizli rulolar, fistikli tatlilar gorunuyor.
Sunum mu? kutlama yaptigimiza gore, tahmin edin bakalim..... :)