Cumartesi, Aralık 31, 2005

Southern new-year diner (veya guney usulu yeni yili beklerken...)

Hersey savunma sonrasi (bu kadar yaklasmisken) Turkiye'ye ugramamla basladi. (Kayin)Annecigim isiden izin alip, Istanbul'a yanima geldi. Gelirkende yaninda karalahana getirmis. Bir guzelde diblesini yapti (havuclu - patatesli). Hayatimda ilk kez yedigim bu sebzeyi cok sevdim. Donunce, acaba varmidir burada diye dusunurken, (cig halini gormedigim icin karsima ciksa taniyamam!), internette birkac sorgu sonunda green collard diye satilan sebzenin karalahana oldugunu anladim. Hemen aldik, pisirdik, ve tadindan kimligini tescilledik:)
Isin asil ilginc yonu, internet arastirmasi esnasinda, karalahana'nin (amerika'nin) guney mutfaginda cok onemli oldugunu ve ozellikle yilbasi gecesi tuketildigini okudum. Yeni yila girerken karalahana tuketmenin bereket ve zenginlik getirecegine inaniliyor. Yaninda mutlaka sicak misir ekmegi olmaliymis, bir de ekstra bereket icin kuru borulce yenmeliymis. Cok romantik veya sofistike bir menu oldugu soylenemez... ama yeni Florida'lilar olarak, bir deneyelim dedik.
Guney usulu yeni yil yemegi menumuz:

Karalahana (green collard) diblesi




Karalahana yapraklari yikanir ve surada gosterildigi gibi (cok pratik bir sekilde!) dogranir. Havuc (1-2 adet) soyulur ve rendelenir. Patates (buyukce bir adet) soyulur ve rendelenir. Ince halka seklinde dogranmis sogan zeytinyaginda sotelenir, dogranmis karalahana + havuc + patates + dogranmis domates (veya salca) eklenir ve hafif ateste kapali kapakla arada karistirarak biraz oldurulur. Rendelenmis sarimsak (1 dis) + dogranmis maydanoz (birkac dal) + pirinc (1-2 kasik) + bulgur (1-2 kasik) + tuz + sicak su (ustunu ortecek kadar) eklenir. Kisik ateste pisirilir. Sicak olarak yenildigi gibi, biz soguk ve yaninda yogurtla tercih ediyoruz.



Misir ekmegi






Misir unu paketindeki tarifi uyguladim, nefiiiiiiis bir ekmek elde ettik. Aslinda ekmekten ziyade kek niyetine yedik:) Yarim olcu yaptim, ilk deneme oldugu icin, 30cm'lik dikdortgen kek kalibim tam geldi.


Firin 220 C'ye (~ 425 F) isitilir. Misir unu (1 bardak olcusu) + beyaz un (1 bardak olcusu) + seker (4 yemek kasigi) + kabartma tozu (5 yemek kasigi) + tuz (1 yemek kasigi) derince bir kapta harmanlanir. Bu kuru karisima, sut (1 bardak olcusu) + yumurta (1 adet) + siviyag (1/4 bardak olcusu) eklenir ve yaklasik bir dakika cirpilir (yumusak bir karisim elde edinceye kadar).
Karisim yaglanmis firin kabina boca edilir, yaklasik 25 dakika ustu kizarincaya kadar firinda pisirilir.


Kuru borulce piyaz



Kuru borulce yumusayincaya kadar haslanir. Yikanir ve suzulur. Soguduktan sonra, ince halka seklinde dogranmis sogan + ince kiyilmis maydanoz + zeytinyagi + limon + tuz ile karistirilarak hazirlanir.

Çarşamba, Aralık 28, 2005

Kitap mimi...


Yoklugum firsat bilinmis, ve sobelenmisim yine:) Sevgili Dilek, sen aslinda iade-i sobe'de bulunmustun, degil mi? Daha fazla geciktirmeden, yanitlar asagida...

Kitap okumak bir aractir bence bir amactan ote. Yazinin olabilecek mutlak guzelligini / estetigini / musikisini yadsimiyorum ama kendimi o estetigi algilayabilecek kapasitede veya egitimde / tecrubede bulmuyorum. Beni daha cok, okudugum satirlarin ruhuma / icsel dunyama etkisi ilgilendiriyor. Bu etkinin kalicigili veya etkinligi de onemli. Saman alevi gibi yanip sonen bir his mi uyandirdigi, yoksa davranislarimi / bakis acimi degistirebilen bir etki mi?


Kitap satin almam pek, onun yerine arkadaslarin kutuphanelerinden rastgele odunc almayi ve benim icin satir aralarina saklanmis ozel mesaji bulmaya calisirim. Bir yaz, tek bir kisiden 30 kitap odunc aldigimi hatirliyorum.

  • Kac kitabim var? acikcasi, hicbir fikrim yok! Istesem de sayamam... Kitaplarimin bir kisimi Turkiye'de annemlerde, bir kismi Fransa'da agbimde. Ama ozetle hatirladigim kadariyle soyle kategorize edebilirim sahip oldugum kitaplari:
  1. buyuk bir cogunlugu olusturan okul kitaplarim: ilkokul ve ortaokulu Fransa'da okudum, orada ders kitaplari sene basinda ogrenciye odunc verilir okul tarafindan ve sene sonunda geri alinir (sanirim ABD'de ayni yontem uygulaniyor, en azindan benim ozel ders verdigim ogrencinin lisesinde oyle). Bu yuzden o doneme ait hicbir kitabim yok. Kitap ve okul demisken, gecenlerde farkettim ki, ben nasil okuma yazma ogrendigimi hatirlamiyorum. Hicbir izi yok hafizamda o ilk okuma yillarimin. Hatirlayabildigim en erken ani, ogretmen - ilkokul 2'deydi galiba - toplama anlatmaya calisirken cok basit bulmustum anlatilanlari ve niye bu kadar uzatiyor bu denli basit bir konuyu diye dusunmustum :) Lise ve lisans egitimimi Turkiye'de aldim. Lise ders kitaplarimin bir kismi Turkce bir kismi Fransizcaydi. Sanirim sadece Fransizca olanlar annemin evinde bir yerlerde sakli. Universite'de derslerimiz ingilizceydi ve (ekonomik anlamda) en zor gunlerimde bile orijinal kitap edinmisimdir, fotokopi yerine. Hepsi annemlerde, ve onlari her acisimda cok duygulanirim. Yuksek lisans ve doktora icin tekrar Fransa'ya donunce, ders kitaplarima yenisi eklenmedi. Ogrenciye minimum harcama yaptirmaya yonelik bir anlayis hakim oldugu icin, cok guzel hazirlanmis ders notlari dagitilir veya okul kutuphanesinden faydalanma tesvik edilir (evet, her kitaptan en az 10-15 ornek vardir!).

  2. okul disi ciddi kitaplarim, lise yillarimda Tubitak yayinlarindan cikan her kitabi almisimdir, Bilim Teknik Dergisi'nede aboneydim ayni zamanda. Itiraf ediyorum ki pek azini okudum. Niye mi? Ceviri kitap okumakta cok zorlaniyorum. Hele benim gibi Turkce'yi neredeyse sonradan ogrenen biri icin, ozturkce bilimsel kitap okumak hicte kolay degildi... Daha sonra, varoluscu sorgulamarim beni birkac felsefe kitabi almaya itti (aklima oylesine gelen hiscilik felsefesi ile ilgili bir kitap, pek mutsuzdum onu edindigimde). Mezun olup arastirma gorevlisi olarak calismaya baslayinca, her daim kendimle olan hosnutsuzlugumu gidermek amaciyla, avama yonelik kisisel gelisim ve psikoloji kitaplarim oldu, 10 derste nasil mutlu olunur'dan tutunda, ogrenciyle nasil iyi iletisim kurulur'a kadar... Fransa'da gecirdigim yillarda, duzenli olarak psychologie dergisini aldim, yani sira cok guzel psikoloji-sosyoloji kitaparimi edindim. Su anda yanimda degiller, isimlerini hatirlamiyorum...

  3. okul disi gayri-ciddi kitaplarim, ilk once babamin kutuphanesini okudum bastan sona. Aziz Nesin, Yasar Kemal, Bekir Yildiz, ve benzeri... Lise yillarimda bir ara Orhan Pamuk'a takilip, tum kitaplarini okumaya calistim. Tarzini sevdigimi hatirliyorum, epeydir karsima cikmadiysada. Amerika'ya tasinali beri cok okuyorum (yok canim, calismiyor olmamla hicbir ilgisi yok :)), esimin bana okul kutuphanesinden rastgele getirdigi Fransizca romanlar. Ne buyuk bir zevktir benim icin, icinde ne oldugu hakkinda zerre fikrim olmayan alemlere dalmak. Kotu bir huyum, okudugum kitap beni cekerse, bitirmeden elinden birakamayanlardanim... Bazen kendimi oyle kaybediyorum ki, yazarin tarzini benimseyip onun gibi konusmaya basladigimi farkediyorum! (benimkide ne kustahlik, degil mi? Elimde degil sekerim, Victor Hugo okuyunca sosyolik yaklasiyorum herseye ve onun sozleri dokuluyor benden, Jean Jacques Rousseau okuyunca hersey felsefe ve sorgulama oluveriyor, hele Charles Baudelaire okuyunca bunalim geciren bir sair oluyorum!...)

  • En son aldigim kitaplar: Savunma icin FR'ye gitmeden amazon'dan 2 kitap istemistim. Ben dondugumde evde beni bekliyorlardi. Biri son zamanlarda baharatlara olan ilgimden dolayi aldigim Lord Krishna's Cuisine: The Art of Indian Vegetarian Cooking (yazar: Yamuna Devi), digeri Tijen Inaltong'un ovguyle bahsettigi Sufi Cuisine (Nevin Halici). Henuz detayli goz atma vaktim olmadi.
  • En son okumakta oldugum kitaplar: Su an elimde olan iki kitap, aslinda en az 2 yil once aldigim ama o zamanlar okumadigim, sonrada tasininca yanimda getiremedigim iki kitap. Son seyahatimle tekrar kavustum. Julia Kristeva'nin yazdigi Le genie feminin, 2. cilt Melanie Klein'in hayatina ve psikanaliz alemine yaptigi katkilara adanmis. Digeri ise Sylvie Tenenbaum'un yazdigi L'hypnose ericksonienne: un sommeil qui reveil. Ozetle bir tur yari-uyku / yari-bilincli hale girip telkin ve benzeri yontemlerle davranislarimizi nasil degistirebilecegimize dair bir kitap.

  • Benim icin anlami olan dort kitap: giriste bahsettigim sebepler isiginda (belki kacamak sayilabilecek) bir yanit vereyim bu soruya.
    1. Kendim,
    2. Etrafimdaki insanlar,
    3. Evren,
    4. Ilk uc madde arasinda iliskiler kitabi.


    Bunlar oyle kitaplar ki, okurken birden yazar olabiliyoruz. Cok bu abartmis olurum, ''okunan tum gercek kitaplar, bunlari okuyabilecek dili ogrenmek icindir'' desem?

Çarşamba, Aralık 21, 2005

Mutlulugun resmi...



Nazim Hikmet Abidin Dino'ya "mutlulugun resmini yapabilirmisin" diye sordugunda, yanit olarak burdaki resmi cizdigi soylenir. (DUZELTME: sevgili sheker internet ortaminda dolasan bu yanlis bilgiye dikkatimizi cekti. Linkteki resim Abidin Dino'ya degil, Dianne Dengel'e ait imis).

Yukaridaki duzeltme cumlesini eklerken, burada olmasi gereken paragrafi silmisim... Bu iletide yarim olsun... Bundan boyle her yolladigini arsivlemeyen ne olsun...



Cuma, Aralık 02, 2005

Dr. Civanim, ah neler istiyor canim...


Her ulkenin adeti farklidir mutlaka. Fransa'da doktora savunmasindan sonra, doktor unvanini hak eden kisi, butun is arkadaslari - hocalari -danismanlari ve juri uyeleri icin bir cesit kutlama duzenler. Adete gore, cicegi burnunda doktor, kendi ulkesi ve kulturunu yansitan ikramlarda bulunur. Burada Turk tatlicisi olmadigi icin, ve de haliyle sunum heyecani yasarken mutfaga giremedigim icin, hakkini asla odeyemiyecegim Fas'li arkadasim Touria (Turkcesi Sureyya) ilgilendi bu kutlama - kokteylin duzenlenmesiyle. Yukaridaki resimde, Fas usulu baklava (muska gibi olanlar), hindistan cevizli rulolar, fistikli tatlilar gorunuyor.
Sunum mu? kutlama yaptigimiza gore, tahmin edin bakalim..... :)

Cuma, Kasım 18, 2005

Sanalim, sanalsin, sanaliz...


Bizim pastane'den Zinnur, ne kadar sanal oldugumu sormus. Sanal alem, diger adiyla Internet, inanilmaz kolaylik saglayan, zaman kazandiran, bilgiyi yakin ve ulasilabilir kilan cok onemli bir bulus. Neredeyse hic kutuphaneye ayak basmadan tez yazdigima inanabilirmisiniz? Tum dergiler elektronik olarak online klavyemin ucunda, istedigim makaleye evimden aninda ulasabildim. Netscape'te ilk sayfam google'dir, Internet explorer'da bloglines:). Gunluk kullanimim ozetle: maillesme (bazen 5 saniye'de bir email konrol ediyorum ama bunu genelde, islerimde takildigim ve ilerleyemedigim zaman can sikintisindan yaparim), ders hazirlarken internet en onemli kaynagim, internetten Fransizca radyo dinliyorum (malesef dinlenilmeye degecek online bir Turk radyosu bulamadim, yonlendirmelere acigim), internetten Turkce gazete okuyorum, tum fatura odemelerini ve banka islerini internetten yapiyorum. Alisveris konusuna gelince, yasadigim sehirde bulamadigim seyleri internetten aliyorum. Kitap disindaki seyleri, yakindan gorerek ve dokunarak almayi tercih ediyorum. Ve bu liste boyle uzar gider...

  1. Günde kaç saat Internetteyim: Sabah kalkar kalmaz yaptigim ilk is bilgisayari acmak ve mailimi kontrol etmektir. Gece yatmadan once yaptigim son sey bilgisayari kapamaktir. Artik gerisini siz dusunun...
  2. Herhangi bir mesajlaşma yazılımı kullanıyor muyum? MSN ve yahoo messenger kurulu bilgisayarimda ama aktif kullanici degilim. Onlarida Turkiye ile sesli-goruntulu bir sekilde gorusebilmek icin kurmustum (telefona alternatif olarak). Chat yapmaktan hoslanmam, MSN-messenger'da oldugum zaman offline gorunmeyi ve konusmak istedigim biri varsa online gorunmeyi tercih ediyorum. Durup dururken tanimadigim biri tarafindan slm nasilsin diye rahatsiz edilmekten hic hoslanmiyorum cunku.
  3. Kaç tane mail adresim var? 1 hotmail (asil), 1 yahoo (yahoo adresi olan tanidiklar ile messenger'da gorusebilmek icin almistim), 1 okul mail adresim var.
  4. Benimle bütünleşen bir nick namemim var mı? Hayir, her zaman soyadimi kullanirim.
  5. İnternet ortamında tanışıp gerçek yaşamımda pekişen arkadaşlıklarım var mı? Hayir. Hatta tersi oldu diyebilirim. Kitalar arasi mail tabanli kavgalar bile ettim:) (Seval hala kusmusun?) Paylasmayi -> anlatmayi -> konusmayi -> yazmayi cok severim normalde. Herseyi detayli anlatan cok uzun mailler yazdim, ta ki anlasilmadigimi, bu yolla iletisimin yeterli olmadigini farkedinceye kadar. Artik yazma hevesim pek kalmadi.
  6. İnternet üzerinden alışveriş yapıyormuyum? Evet, amazon'dan kitap, online Turk marketlerinden Turk urunler, ucak-tren biletleri aklima gelenler. Giyim-kusam konusunda internetten almiyorum ama gidecegim magazanin sitesine onceden bakip ilgimi cekenleri tespit ediyorum, ve hedefe yonelik alisveris yapmayi tercih ediyorum.
  7. Lütfen şu cümleciği iki saniye düşünüp aklınıza ilk gelen cümleciği yazınız."Ya Internet olmasaydı?" Nasil yani? Hic mi olmasaydi? Hemen icat edelim:) Yoksa birden yok mu oluverseydi? Birden niye yok oluyor canim, bozuksa tamir ederiz:) Saka bir yana, internet olmasaydi hayat devam ederdi, bazi acilardan daha zor olurdu, ama hayat hep devam ediyor!

Salı, Kasım 15, 2005

Guvecte hurmali ve kaju findikli kusbasi kuzu...



Gecen ay ki #Ye etkinligine Lubnan usulu humus ile katilmistim. Bu sefer, kuzey Afrika'ya (muhtemelen Fas veya Cezayir) dogru yol aliyoruz. Aslinda hersey, gecen iletideki kaynamis kek tarifinin ardinda yapilan yorumlarla basladi. Kek'teki karabiberin bende uyandirdigi kuskulara ragmen olumlu sonucun ardndan niye olmasin demistim, Cezayir mutfaginda siklikla yapildigi gibi tarcin'li et yemegi icin. Bunun uzerine, Zinnur kendi tecrubesini anlatti, ve cok memnun kaldigini dile getirdi. Ozellikle buranin pekte lezzetli olmayan ve cok agir bir kokusu olan kuzu etini lezzetlendirdigi yonunde taniklik yapti. Kisacik bir arastirma yetti bu tagine (tajin diye okunuyor, guvec demek sanirim) tarifini bulmak icin. Tavuk yerine kuzuda kullanilabilirmis. Hurma yerine, kuru erik, veya kuru kayisi da kullanilabilirmis. Ama bugun hurma gunu! Sevgili Melda'nin davetlisiyiz hepimiz bugun. O halde, Yemek Zevkinde bulusmak uzere, huzurlarinizda, guvecte hurmali kuzu eti.

Icindekiler (6 kisilik):
  • 1 kg parcalara ayrilmis tavuk (ben kuzu kusbasi kullandim)
  • 1 olcu safran (bende yoktu)
  • 80 gr zeytinyagi (goz el karari kullandim :))
  • 2 sogan, dogranmis
  • 1 kabuk tarcin
  • 1 kahve kasigi toz tarcin
  • 1 yemek kasigi bal
  • 400 gr hurma
  • 150 gr badem, soyulmus (badem yoktu, kaju fistigi kullandim)
  • 1 yemek kasigi susam
  • tuz, karabiber
Yapilisi:
Guvece sirayla tavuk parcalari, tuz, karabiber, safran, kabuk tarcin, ve soganlar konur. Ustunu ortecek kadar su eklenir. Orta ateste 40 dakika pisirilir. Arada karistirilir, gerekirse su eklenir. Bu sureden sonra toz tarcin ve bal ekenir. Sos tum etleri kapliyacak sekilde karistirilir. Etler pisince, hurmalar yikanir ve tencereye eklenir. 1o dakika kisik ateste yumusamalari ve sosun yogunlasmasi saglanir. Bu arada, bir tavada bademler kavrulur. Yemek servis tabagina alinir, uste tavuk parcalari, en uste hurmalar dizilir. Ustune kavrulmus badem ve susam serpilir. Cok sicak yenilir.


Ilginc bir tecrube oldu. Cidden et cok lezzetliydi. Bana sanki tarcin ve karabiber birbirini dengeledi gibi geldi. Biri olmasa o guzel tat bozulacakmis gibi. Ayni denge, hurma ve badem-susam (kaju-susam) icinde gecerli gibi geldi bana. Hurmanin tatliligi, susam ve kajunun tuzlu tadi... birinin yoklugu dengeyi bozacakmis gibi hissettim. Birde, bir daha ki sefer tarife sadik kalip tavukla denemek istiyorum.


Cumartesi, Kasım 05, 2005

Kaynamis kek veya bir Irlanda tarifi...

Trish Deseine'nin "Mes petits plats préférés" isimli kitabindan bu tarifi burada gordum. Irlanda'da bu kek'e, boiled cake deniliyormus, yani kaynamis kek. Isminin sebebi, yapimin ilk asamasinda neredeyse tum malzemelerin kaynatilmasindan kaynaklaniyor.

Orijinal tarifte sadece kuru uzum kullanilmasina ragmen, Ramazan baslamadan once komposto yapmak uzere aldigim kuru visne, kuru kayisi, ve kuru erigi de ekledim. Yine asil tarifte tum kuru meyveler 1 kupa suda pisirilirken, ben 1 kupa cok demli cay tercih ettim (sadece dem desek daha dogru olacak). Son olarak, tarifte 4 epices (fr) ~ allspice (in) ~ yenibahar (tr) denilen bir baharat kullaniliyor. Nette yaptigim gezintide, tek bir bitkiden elde edilen bu baharatin hem karanfil, hem karabiber, hem tarcin, hem de muskat'in tadini animsattigini ogrendim. Yapay olarak yukarida adi gecen baharatlar karistirilarak yapilabilirmis. Hatta, zencefil'de eklendigi taktirde cok daha guzel bir aroma elde edilirmis. Ben de oyle yaptim. Bu arada karanfil rendelemenin cok zor bir is oldugunu soyleyeyim, tecrubeyle sabit :) Neyse ki yakinda kavusuyorum havanima.

Malzemeler:
  • 22,5 cl su (1 kupa demli cay kullandim)
  • 110 g tuzlu tereyag (tuzsuz kullandim)
  • 200 g esmer seker (150g rafine seker kullandim)
  • 150 g beyaz uzum kurusu + 150 g siyah uzum kurusu (uzum + erik + kayisi + visne kurusu kullandim)
  • 2 tatli kasigi yenibahar (goz karari ayni olcu tarcin + karanfil + zencefil + muskat + karabiber kullandim)
  • 230 g un
  • 1 kabartma tozu
  • 1 yumurta, cirpilmis

Yapilisi:

Bir tencerede: su + tereyag + seker + kuru meyve + baharat kaynama noktasina getirilir ve kisik ateste arada karistirilarak 20 dakika pisirilir. Karisim iyice sogumaya birakilir.
Firin 180°C de isitilir. Ayri bir kapta un + kabartma tozu harmanlanir. Cirpilmis yumurta sogumus karisima katilir, cirpilir. Unlu karisim eklenir, cirpilir. Yaglanmis kek kalibina bosaltilir, 45 dakika pisirilir. Soguduktan sonra yenilir.





Keki cok korkarak yaptim, ozellikle karabiberin etkisini merak ettim. Baharatlarin hicbiri baskin olarak hissedilmiyor. Karabiber alisik oldugumuz anlamda farkedilmiyor bile, sadece bogazda hafif ama hos bir yanma hissi veriyor. Sanki diger tatlari daha iyi algilamamizi saglar gibi.



Yandaki resimde ise ilk tahinli ekmek denemem var. Pogaca yaparken, ic malzeme yetmeyince, aklima geliverdi (Sibel'in tahinli coreklerinin de payi buyuk muhakkak :)) 2 ceviz buyuklugundeki mayali hamuru uzun ince serit seklinde actiktan sonra ortasina, tahin - seker - ceviz, karisimindan surdum. Once enlemesine, sonra boylamasina yuvarladim. Yumurta aki surdum ve susam serptim. Tum firin kaplarim pogaca pisirmekle mesgul olduklari icin, muffin kaliplarima yerlestirdim. Galiba bundan boyle her pogaca pistiginde tahinli ekmekte pisecek :)

Perşembe, Kasım 03, 2005

Fastaneli truffle...

Aslinda, fastane sekeri'nin tarifini gorur gormez Yogurtland'de, denemek istemis, kuru fasulyemi haslamis, malzemelerimi hazirlamistim. Ama rondo niyetine kullanarak kendisine iskence ettigim smoothies makinama - (kabaca, sadece buz parcalamaya yarayan ve oldukca yumusak (meyve gibi) seyleri kucultebilen sey) - guvenemeyip vazgecmis, kurufasulyede zeytinyagli pilakiye donusmustu. Ne var ki, dun aksam hamileliginin son uc haftasini yasayan bir arkadasim cikolata kapli kesthane sekeri ozledigini soyleyince, belki olur umuduyla bir denemek istedim. Fethiye'nin tarifine sadik kalarak hazirladigim karisimi gece yarisi 3 gibi firina surdum, 4'te cikardim. Evet ustunde bir kabuk olusmustu, evet kabugun alti hala islakti. O sekliyle cok estetik (ve en onemlisi istah acici) gorundugude soylenemezdi. Tabii sogumasini beklemek istemedim (haliyle uykum vardi). Niyetim, kasik yardimiyla yuvarlak bir sekil vererek mikrodalgada erittigim cikolatayla kaplamapti. Fastane sicak ve yumusak oldugundan, basarili olamadim. Bari, kucuk kagit muffin kaliplarina biraz cikolata koyup, ustune kasikla fastaneyi yerlestirip, tekrar ustune cikolata sureyim dedim. Bu sekilde yaptim ama yine pek estetik gorunmuyordu, cikolatayi pek suremedigim ve tek bir bolgede toplanmis gorundugu icin. Saat 4:30 oldugu icin, oda sicakliginda biraktim ve uyumaya gittim. Bir tanesini buzdolabina koydum, soguk soguk sabah tadina bakmak icin. Disarida kalanlar sabah hala yumusakti, buzdolabindakinin tadi cok nefis ama goruntusu... garipti. Tatli canavari esim bile parmagini surmek istemedigine gore... Ne yapsam diye dusunurken, Zinnur'un Truffle'lari geldi aklima. Once ustu aci cikolatali kapli fastaneleri biraz buzlukta bekletik donmalarini sagladim. Sonra elimde yuvarlayip kakaoya buladim.
Sonuc... herkes cok cok cok begendi, kimse fasulye oldugunu anlamadi. Tavsiye edebilecegim bir deneme oldu sanirim.


Pazartesi, Ekim 24, 2005

Findik bulamayinca...

Gecenlerde epey bir findik aradik girdigimiz her markette... ve bulamadik. Sonunda, kahveye bir kasik kadar eklenip findik aromali kahve yapmaya yarayan findik surubu aldim.
Acaba findik niye kit bu diyarda diye merak edip biraz arastirinca, Turkiye'nin dunya findik uretiminin %71'ini karsiladigini, siralamada ondan sonra %13 ile Italya, %8 ile Ispanya, %5 ile ABD ve %3 olarak digerlerinin geldigini ogrendim.
Aslinda ben kahveme seker bile koymam kutsal tadini bozmamak icin... Surubu keklere koymak icin aldim, bakalim nasil olacak diye meraktan.
Ve ilk denememizi yaptik biraz once. Tarif olarak Mine'nin Zebra kek tarifini temel aldim. Bu tarifle inanilmaz yumusak kekler yapiyorum her seferinde. Yumurta aklarinin kopuk olarak hamura katilmasindan kaynaklaniyor sanirim. Hele kek strec filme sarili olarak bir gece buzdolabinda beklediyse, hmmmm...

Yaptigim degisiklikler: 1- yarim olcu yaptim (2 kisiyiz sadece...) 2- Vanilya koymadim, ve hamuru ikiye bolunce, beyaz olan kisma bolca findik surubu ekledim 3- Kakaosunu da bol koydum 4- Yeni aldigim silikonlu kalibimi kullanmak icin iyi bir firsat oldu, ortasi delik oldugu icin zebra yapmadim. Once beyaz sonra kakaolu karisim seklinde bosalttim kaliba. Kakaolu karisim daha yogun oldugu icin sanki beyaz hamura gomuldu
Sonuc: Yogun findik aromali beyaz kek ve yogun kakaolu kek kutsal bir ikili oldu bundan boyle!!!

Kapuskaya alternatif ararken...

Dun aksamdan karar vermistim bu aksama lahana pisirmeye, bol lifli bir sebze oldugu icin... Aklima gelen ilk tarif kapuska oldu, hem yapilisi basit hemde lezzetli buldugumuz icin. Tek kusuru, burada yayinlamaya dusunebilecegim bir tarif degil, gecen iletide baslayan evde ne varsa dizisinin ikinci bolumu olarak bile degil...
Fazlasiyla bilindik, pek bir ozelligi olmayan, ustelikte resmi cekilecek kadar estetik degil diye bir tarafim gerekceleri siralarken, diger tarafim hic duyulmamis, cok ozel, ustune ustluk resmi cekilesi estetikte tarif buluncaya kadar... diye soyleniyordu.
Derken once internetten kapuska tarifi aramaya koyuldum (olaki karsima ilginc ve farkli birsey cikarsa diye). Cikti gercekten! Kapuska diye google'a sordugumda, Turkce sayfalarin siralanacigini bekliyordum... adi Kapuska olan Alman asilli oldugu iddia edilen bir tarif cikti ilk sirada. Buldugum tarifin Almanya'dan olma ihtimali cok yuksek : yari yariya tursu lahana ve cig lahana ozel bir birada haslanarak pisiriliyor... Acaba kapuska ismi oradan mi geldi bize diye epey bir tereddute dustum. Aslina bakilirsa, pek Turkce bir isme de benzemiyor zaten... Bu konudaki sorularima yanit bulmadan, olabilir diyerek arayislarima devam ettim.
Bu sefer Turkce sitelere kisitladim sorgumu. Kapuska pisirmesini bildigimi saniyormusum meger, ne puf noktalar varmis bilmedigim. Ornegin lahana 4'e bolunur, ortadaki damar bicakla kesilir ve kaynar suda yaklasik 10 dakika bekletildikten ve soguk suya batirilip cikarildiktan sonra dogranir. Kaynar suya biraz sirke eklemek mutfaginiza koku yayilmasini engeller. Kiymanin yani sira kusbasi etlede yapilabilir. Pirincin yani sira bulgurla yapilabilir... Bunlarin hicbirini bilmiyordum (lahanayi cigden dograyan, sadece kiyma ve pirinc ile yapan biri olarak).
Bu sefer aklima, acaba ayni malzemeler farkli bir sekilde (lutfen estetik olsun) birlestirilebilir mi diye takildi. Bu sefer tarif zenginligi ile tanidigim Marmiton isimli yemek tarifleri sitesine yoneldim, malzeme olarak lahana, yemek turu olarak ana yemek sectim. Karsima bir tarif cikti, bizim bildigimiz lahana sarmasi! ama tarifi ekleyen kisi geleneksek Romanya yemegi diye belirtmis... Isin en ilginc kismi yemegin adi.... Sarmal! Kapuska Alman olabilir ama sarma Turk olsa gerek, sarmak fiili ile bir ilgisi olsa gerek diye soylenirken, diger tariflere bakmaya devam ettim... Sonucta, butun gorduklerimi harmanlayarak, huzurunuzda


Lahana lazanya

Malzemeler:
  • 1 beyaz lahana, kucuk boy
  • 1 sogan, buykce, soyulmus, yarim halka olarak dogranmis
  • 2 havuc, rendelemis
  • 2 dis sarimsak, dogranmis
  • 1 yaprak defne, ufalanmis
  • 1 kasik sirke, tuz, karabiber, zeytinyagi
  • Kiyma
  • Konserve dogranmis domates
Yapilisi:
Lahana 4'e bolunur, ortadaki damar bicakla kesilir, bir kasik sirke eklenmis kaynayan suya konulur, 10 dakika bekletilir. Soguk sudan gecirilen ceyrek lahanalarin yapraklari kendiliginden ayrilacaktir.
Ayri bir tencerede kiyma zeytinyaginda kavrulur, havuc + sogan + sarimsak eklenir, karistirilarak sebzeler oldurulur. En son konserve domates + tuz + karabiber + defne eklenir.
Lahana yapraklarinin yarisi borcama bir guzel acilarak dizilir (lazanya hamuru yerlestirir gibi). Kiymali harc boca edilir, esit olarak yayilir. Geri kalan lahana yapraklari ayni sekilde uste dizilir. En uste azicik sulandirilmis salca surulur. Kizgin firina surulur.


Not: 1- Kapuskaya ilginc bir alternatif oldu, ozellikle ust katmandaki hafif kurumus kavrulmus salca tadi guzeldi 2- Pirinci icine eklemedim, yaninda pilav olarak yaptim 3- Tek kusuru yapraklarin butun olusuydu, bicakla keserek yemek gerekti. O yuzden bir dahaki sefere dogranmis lahana yapraklariyla denemeyi tercih edecegim. Yine ortasi kiymali harc vs... 4- Birde ben yapraklarin suyunu suzdurmeden borcama dizdigim icin epey sulu oldu. Kotu degil ama daha kuru versyonunu denemek isterim. 5- Orijinal tarifte kiyma yerine kup kup dogranmis tofu kullaniliyordu (once kavruluyor, sonra salcali sos ile biraz pisiriliyor). Tijen'in soya'ya dair son iletisinden sonra, cazip bir alternatif olabilir.

Cumartesi, Ekim 22, 2005

Yogun gunler yasarken...



Zeytin Dali'nin sadik takipcisi sevgili Figen'in sitemlerine dayanamayip, doktora tezimin tamamlanmasi ve savunmami hazirlamak ile mesgul oldugum su gunlerde, evde ne varsa resmini cekip yayinlamak durumdayim. Figen, bu ileti senin icin... sevgilerimle :-)

Uyduruk kuru bakla yemegi
Malzemeler:
  • 2 bardak kadar kuru bakla
  • Kiyma
  • 5-6 arpacik sogan, soyulmus
  • 2 havuc, rendelenmis
  • Biber salcasi
  • Dereotu, dogramis
  • Zeytinyagi, tuz, (azicik) curry
  • 2 dis sarimsak, soyulmus

Yapilisi:

Kuru bakla soguk su ile tencereye alinir, bir tasim kaynayinca ocak sondurulur. Kapak kapali olarak 1 saat bekletilir. Bir saat sonra yumusamis olan baklalarin kalin kabugu soyulur. Zeytinyagi ile kiyma kavrulur, sirasiyla sogan - havuc eklenir. Kisik ateste sebzelerin suyunu salmasi saglanir. Salca, tuz, curry, sarimsak ve su eklenir (baklalarin ustunu ortecek kadar). Su kaynama noktasina gelinceye kadar harli ates, sonra kisik ateste baklalar iyice yumusayincaya kadar pisirilir. Servis yaparken uzerine dogranmis dereotu serpilir.






Yogurt tatlisi
Tarifi bilmeyen yoktur, ben Sibel'in kahvesine ugradim tarif edinmek icin. Bu tarifte cok hosuma giden fincan olcusu kullanilmis olmasi, yani bende bulunan bir olcu aleti :-)

Kah Amerikan cup, kah gram, kah oz derken, mutfaga elimde hesap makinasiyla girer olmustum son zamanlarda. Bir de Clotilde'in sayfasini kullaniyorum birim donusumleri icin.

Tarife yaptigim tek degisiklik, portakal kabugu rendesi eklemek oldu. Gecen yaptigimda yesil limon kabugu rendelemistim ama kesinlikle portakal cok daha iyi sonuc verdi.

Cuma, Ekim 21, 2005

Rastgele...


Sibel kahvesinden seslenmis, Ba�ak, El�in ve bana "...hayatlar�n�zdan 20 rastgele detay� bekliyoruz!" diye. Bunu goreli beri sinav stresi sardi beni. Cok dusunmeden (yoksa gereksiz yere olayi karmasiklastirabilirim) cevap vermeye calistim, bir solukta.
  1. Olivier-Erol ve Sinan adlarinda iki sevimli yegenim var. L'Olivier adini birazda resimde gordugunuz buyuk yegenimden dolayi sectim.
  2. Televizyon delisiyim. Eskiden kalma kotu bir aliskanlik, odevlerimi televizyon karsisinda yapardim cocukken. Simdi de televizyon olmadan calisamam.
  3. Internet delisiyim, sabah kalkinca ilk isim bilgisayari acmaktir ve mailimi kontrol etmektir. Internet olmadigi zamanda calisamam.
  4. Duzen - organizasyon delisiyim, onlarca excell dosyasi vardir bilgisayarimda, yapilacaklar listesi, alinacaklar listesi, seyredilen DVD'ler listesi, sinemada izlenen filmler listesi, okunan kitaplar listesi...
  5. Cok uyurum, uyumayi severim, uyumaya ihtiyacim vardir, en az 8 saat, ideali 10 saat. Einstein'in da gecede ortalama 10 saat uyudugunu ogrendigimden beri bu yonumu kabul ettim, ve sucluluk duymuyorum :-D)
  6. Sabah kalkinca (hele ki calan bir saat tarafindan gunluk 10 saatimi tamamlayamadan uyandirildiysam) cok huysuz olurum.
  7. Her isimi son ana birakirim, adrenalin salgilamadan bir isi yapamam. Galiba seviyorum son anda yetisecek mi yetismiyecek mi kaygilarinin kalbimi sikistirmasini...
  8. Cay'i sadece muhabbet - sohbet varsa severim, tek basima hic haz almam. Yesil cayi sevemedim bir turlu, tum faydalarina ragmen. Ama litrelerce kahve icerim gunde.
  9. Usumeyi severim, hele yazdan sonra sonbaharin ilk serin havalariyla urpermeyi. Bircok kisinin aksine, sonbahar benim icin olum veya son degildir, tam tersine dirilik ve verimlilik demektir. Bize sonbahar gelmedi henuz, bekliyorum ozlemle.
  10. Okudugum kitaplarin ismini, yazarini, hatta icindekileri hatirlayamam. Izledigim filmlerin isimlerini, oyuncularini, hatta konusunu hatirlayamam. Cok severek okumus olsamda, izledigimde cok etkilenmis olsamda.
  11. Araba kullanmayi hic sevmem, beni cok yorar. Heryere esimin beni goturmesini isterim :-)
  12. (etrafinda bina olan, yasayan) sokaklarda amacsiz bir sekilde yurumek beni cok rahatlatir. Yasadigim sehirde bunu yapamasamda, hayalimde yuruyorum Istanbul (nedense genelde Sultanahmet'ten Eminonu'ne) veya Paris sokaklarinda.
  13. Kural disi yemek yaparim. Ornegin pirinci ayiklamak, yikamak, sicak suda bekletmek... yok oyle birsey. Dogrudan tencereye... O yuzden baskalarina pilav yapmak beni hep korkutur, kendim yaptigim pilavi begensemde.
  14. Muzik albumu almayi sevmem cunku genelde bir-iki guzel parca olur sadece, gerisi idare eder ayarindadir. Ama radyo dinlemeyi cok severim, bir sonraki parcanin bana bir mesaj ilettigine inanirim... kadere inanirim, hicbirseyin tesadufi olmadigina.
  15. Liseli yillarimdam bugune dinlediklerim heavy metal - protest - ozgun - tasavvuf - turk halk - pop - etnik - klasik diye bir evrim gecirdi. Bugun ise her ture acigim, kesinlikle dinlemem demem hicbir tur icin.
  16. Cocuklugumdan bu yana yapmak istedigim meslek hemsire - terzi - cumhurbaskani :) - doktor (Etyopya'da calismak icin) - bilim adami diye evrim gecirdi.
  17. Ortaokul 2. siniftayken, dogrunun denklemini kendim kesfetmistim, ogretmen sinifta gostermeden. Heyecandan ellerim titriyordu, vektorleri carpip denklemi elde ederken.
  18. Kopeklerden hic hoslanmam, 12. dogumgunumde biri tarafindan saldirilip isirildigimdan beri...
  19. Esyalara (garip) bir sekilde baglanir, kolay kolay atamadigim gibi, onlara isimler takarim. Ilk bilgisayarimin adi Naz, ilk mini firinimin adi Bidi, dizustu bilgisayarimin adi Keupuk...
  20. Isim takmak sadece esyalarla sinirli degil bizim evde, birde ozel mutfak dilimiz vardir. Keko, Kurbo, Popo, Cuko... bilin bakalim ne demek.

Sibel, tesekkurler sobeledigin icin. Eglenceli bir oyun oldu benim icin. Bende adasim Dilek, kardesi Gulsen, ve Zinnur'u sobeliyorum. Kabul ederseniz, hayatlariniza dair akliniza gelen ilk 20 rastgele detayi zevkle okumak isterim.

Pazar, Ekim 16, 2005

Kremali borek ve (eksik veya yalanci) Cin usulu kaju'lu tavuk

Catlak patlak,
Yusyuvarlak,
Kremali borek,
Balli corek...


Bu tekerlemeyi bilmeyen yoktur herhalde. Buzdolabimdaki kullanmazsam bozulacak krema ile borek yapmaya karar verince, bakalim net'te neler var diye arattim, ve bulabildigim tek sey bu tekerleme oldu! Hatta, kremali borek diye birseyin olmadigi ve tekerlemenin ne kadar anlamsiz oldugunu ciddi ciddi tartisan sayfalara bile rastladim. Ama ben bir kere koymustum kafaya, kremali borek yapilacak (unutmayalim, yoksa krema bozulacak ve ziyan olacak). Niye borek diyenlere, gecenlerde Hanife'nin verdigi yalanci su boregi tarifinde kullanilan egg roll hamurunu(Cin mutfaginda yapilan egg roll denilen, bir nevi kalin sigara boreginin - icinde beyaz lahana'li bir harc vardir ve cok lezzetlidir - hamuru) kullanmak icin sabirsizlaniyorum cunku. Aslinda, Hanife'nin sayfasinda cok istah acici gorunen yalanci su boregi'ni yapmak istiyorum ama... kullanmazsam bozulacak krema. Egg roll hamurunu test etmek icin bir firsat diye ikna ettim kendimi, ve basladim uydurmaya.


Kremali borek:
Malzemeler:

1 paket egg roll wrap (cin marketinden edindim)

Beyaz peynir

Krema

Tuz, karabiber

Yapilisi:
Donmus olarak satilan egg roll hamurunu oda sicakliginda 30 dak. beklettim, cozulduler. Yapraklari birbirinden ayirip (25 adet kare seklinde) ustlerine nemli bir bez orttum (yoksa hemen kuruyorlar). Firin tepsisine egg roll hamuru, ustune rendelenmis peynir seklinde elimdeki yufkalar bitinceye kadar siraladim. Yufkalarin ustunu ortecek sekilde krema + tuz + karabiber karisimi boca ettim. Gerisi bilindik, isitilmis firina ustu kizarincaya kadar...

Sonuc: 1- Kremali boregin tadi cok guzel oldu ama pek sofistike bir goruntusu olmadi. Sanirim yufkalar kremanin icinde birsekilde eridi birbirine girdi. Kisacasi kat kat olmadi (oysa Hanife'nin yalanci su boreginde katmanlar belirgindi). 2- Egg roll wrap borek yapmak icin super bir fikir, baklava yufkasina cok yerinde bir alternatif (ve daha ekonomik). Bundan boyle hep alinacak.





Cin yufkasindan yapilan borek firinda piserken, yanina ne yapmali diye dusunmeye basladim. Yanina cin usulu birsey yapmali diye bir ses icimde... Kaju findikli tavuk en sevdigim Cin yemeklerindendir ama simdi evde mantar - pirasa - kereviz sapi yok, birde cok zengin aromali bir yemek yerine daha sade birsey olmaliydi kremali boregin yanina. Sonucta, kaju findikli tavuk'un basitlestirilmis bir turevi yapildi, iyikide yapilmis. Cok lezzetli, tavsiye ediyorum.

(Eksik veya yalanci) Cin usulu kaju'lu tavuk
Malzemeler (2 kisilik):
  • Kusbasi dogranmis tavuk gogsu (~200 gr)
  • 2 yesil sogan
  • Yesil biber
  • 1 tatli kasigi kadar rendelenmis taze zencefil (kurusuda olur herhalde)
  • 1 tatli kasigi susam
  • Zeytinyagi, tuz, un
Yapilisi:
Zeytinyagi iyice kizadursun, tavuk parcalari unlanir. Kizmis yaga aktarilir, guzelce kavrulur. Dogranmis yesil sogan + yesil biber + zencefil eklenir, harli ateste karistirilarak sotelenir. Susam eklenir, bir iki karistirilarak susamlarda kavrulur. Ve hazir!

Not: 1- ilk kez susam ekliyorum, inanilmaz bir lezzet oldu. Zencefille cok yakisti. 2- Eksik olmayan gercek kaju findikli tavuk tarifi sonra...

Cumartesi, Ekim 15, 2005

Lubnan usulu humus




Evsahibeligini Dilek'in yaptigi Nar-ye etkinligi icin tarif araken Nawal'in sayfasinda karsima cikti bu humus. Bu siteyi tanimayanlara siddetle oneriyorum. Dili fransizca ama sol taraftaki menu'den Translate into English 'e basilarak tariflerin ingilizcesine ulasilabiliyor. Cezayir mutfaginin guzel orneklerinin yani sira, hayal gucu epey sinirsiz olan Nawal (Neval diye Turkcelemekte yanlislik olmaz herhalde) oldukca degisik ama gayet lezzetli gorunen tarifleri sunuyor.
Bu tarifi ilk gordugumde, nar'in salt susleme - garnitur amacli kullanildigini dusundum. Birkac gun once, iftarda degisik bir tat olsun diye humus yaptim. Evde nar da vardi, bari tarife sadik kalayim diye bende ekledim. Ancak, agzima attigim humuslu nar taneli sicak pideli ilk lokmada nar tanelerinin suslemeden cok daha onemli bir fonksyonu oldugunu anladim. Nar'in eksi-tatli tadi ve taneli yapisi, humus karisiminin daha puremsi yapisi ve tuzlu - sarimsakli tadiyla inanilmaz birlesiyor, butunlesiyor. Bundan boyle nar'siz humus hayal bile edemiyorum.





Malzemeler:

  • nohut konserve 500 gr'lik (veya haslanmis esdegeri)
  • 3 dis sarimsak, rendelenmis
  • Tuz
  • 1 limon suyu
  • (Sinirsiz) zeytinyagi
  • 2 yemek kasigi tahin
  • Sumak
  • Yarim nar, tanelenmis

Yapilisi:

Nohut iyice yumusayincaya kadar haslanir (yaklasik yarim saat). Suyu suzulur. Nohut + sarimsak + limon suyu + zeytinyagi + tuz + (kivama gore) birkac kasik su karisimi rondodan (blender) gecirilir. Karisima tahin eklenir, tekrar karistirilir puremsi bir kivam elde edilinceye kadar. Istediginiz kivami elde etmek icin su ve / veya zeytinyagi eklenebilir. Humus servis tabagina alinir, ortasinda kuyu acilir ve nar taneleri ile doldurulur. Istege gore sizma zeytinyagi gezdirilebilir. Son olarak sumak serpilir.



Çarşamba, Ekim 12, 2005

Bloglines veya bu kadar blog'u nasil takip ederim

Herkes biliyordur belki, ama ben yeni ogrendim, paylasayim dedim. bloglines isimli siteye kayit olarak, takip ettiginiz blog'larin adresini subscribe'dan kendi veritabaniniza ekleyebiliyorsunuz. My Feed'e basinca, sayfanin sol tarafinda eklediginiz bloglarin ismi gorunuyor. Herhangi birinde guncelleme oldugunda, isim kalin yazilmis oluyor, ustune tiklayarak sayfanin sag tarafinda yeni eklenen iletiyi gorebiliyorsunuz. Teker teker tum bloglari gezmek yerine, dogrudan yenilenmis olan bloglara bakabiliyorsunuz boylece. Cok pratik, degil mi?

Cumartesi, Ekim 08, 2005

"The hunger site" veya "Aclik sitesi"

Ramazan denince, kuskusuz bircok seyin yanisira, zengin - cesiti bol sahur ve iftar sofralari gelir akla. Ne kadar zor olabiliyor bazen gun batimini beklemek, acliga ve susuzluga ragmen gunluk islerini yapmak, sorumluluklarini yerine getirmek. Belki de aksam yenileceklerin hayali biraz guc veriyordur, tabi yine baska seylerin yani sira.
Lafi uzatmadan, gunleri asla batmayanlari - oruclari hep devam edenleri hatirlamak ve yardim eli uzatmak adina bir site'yi tanitmak istiyorum. Yapilmasi gereken tek sey, site'ye girip "Give free food - Click here" dugmesine basmak. Bu kadar! Birkac saniyemizi alacak bu basit islem sayesinde 2 tas gida yardimina sebep olmus oluyoruz. Gunde bir kere basilabiliyor en fazla. Bu dugmeye basinca karsimiza bazi reklamlar cikiyor (genelde az gelismis ulkelerde el emegi goz nuru ile yapilmis ozgun urunlerin reklami). Bu urunleri pazarlayan firmalar yapilan reklamin karsiligi olarak gida yardiminin ucretini oduyorlar.
Her gun bu basit ama sonucu onemli eylemi unutmamak icin sayfanin sol tarafindaki "remember to click"'e basarak kayit olabiliyoruz ve hergun hatirlatma mesaji alabiliyoruz.

Tek kisilik mutluluk veya yesil limon ve anasonlu muzlu kopuk...



Gecen haftalarda aldigim baharatlari kullanabilecegim tarifler ararken, yildiz anason'la yapilan bir icecek cikti karsima. Gorur gormez, bu tarif tam ramazan'lik diye dusundum. Icimi hos, kivamli, besleyici ama agir olmayan, hos-ilginc aromali, serin bir icecek diye tahmin etmistim kullanilan malzemeleri gorunce.

Malzemeler (4 kisilik):
  • 4 muz
  • 250 gr sade yogurt
  • 10 yildiz anason cekirdegi
  • 4 kasik esmer seker
  • 1 yesil limon suyu

Yapilisi:

Muz soyulur, kabaca dogranir. Tum malzeme rondo'dan gecirilir. Elde edilen kopukumsu icecek bardaklara alinir, bardaklarin ustu kapatilir (ornegin strec filmle), buzdolabinda en az 1 saat dinlendirilir.

Not: 1- niye tek kisilik diye soranlara, elde edilen karisim ve aroma her damaga hitab etmeyebilir ve tek basiniza icmek zorunda kalabilirsiniz! 2- yesil limon ve anason korkutuyorsa, muzlu sutte iyi bir fikir bence tatli yerine iftar sonrasinda veya sahur'da.

Perşembe, Ekim 06, 2005

Ben de corba yaptim...



Sibel'in K�y �orbas�, Dilek'in deney mutfagindan Misir Corbasi derken dayanamayip bende corba yayinlamaya karar verdim. (Bu arada Sibel'in Ramazan'da beslenmeye dair onerilerini okumadiysaniz, hemen bir goz atin derim).

Corbamiz.... balkabakli :-)... ama cok lezzetli oldu (ben bile sasirdim).

Malzemeler:

  1. kucuk kup halinde dogranmis balkabagi (1 bardak)
  2. 1 kucuk sogan
  3. 1 dis sarimsak
  4. krema (1/2 bardak)
  5. zeytinyagi
  6. tuz - karabiber
  7. maydanoz

Yapilisi:

Dogranmis sogan + sarimsak zeytinyaginda hafif kavrulur, balkabagi kupleri eklenir ve kisik ateste yumusayincaya kadar pisirilir (gerekirse biraz su eklenebilir, amac kavurmak degil). Yumusadiktan sonra, su eklenir, bir tasim kaynatilir. Blender'de pure haline getirilir ve krema eklenir. Tuz + karabiber konduktan sonra bir tasim kaynatilir, ince kiyilmis maydanoz ile servis yapilir.

Not: kivamli icimi cok hos bir corba. Corbada ilk kez denedigim (kavrulmus sogan + sarimsak) baskin olmayan bir arkaplan lezzeti veriyor, ozellikle cok belirgin bir tadi olmayan kabaga bir kisilik kazandiriyor. Maydanoz cok yakisiyor, cok hos bir aroma veriyor. Ozellikle ocagi sondurur sondurmez tencereye atilir ve kapagi kapatilarak maydanozlar demlenirse, servis vaktine kadar.

Çarşamba, Ekim 05, 2005

Ramazan bey'i beklerken



Yogun ve yorgun bir sali gununun ardindan, sahur ve ilk iftar icin birkac hazirlik yapildi dun aksam. Sahur icin, herkese mutlaka tavsiye ettigim, portakal agacin 'dan mayali pogaca yapildi.

Orijinal tariften farkli olarak, esit miktarda beyaz un ve esmer un kullandim. Icine peynir yerine haslanmis patatates + rende peynir + karabiber + tuz karisimindan koydum. Ustlerine ise yumurta surdukten sonra aycicegi cekirdegi, kabak cekirdegi veya susam serptim.

Hatice hamuru once 5, sonra daire seklinde acilan her parcayi 8'e boluyor tarifinde ama nedense ben her seferinde once 8'e, ve her parcayi tekrar 8'e boluyorum, toplam 64 (!) pogacam oluyor. O yuzden bu tarif bana cok bereketli geliyor. Atiyorum derin dondurucuya fazlasini, ihtiyac duyuldukca mikrodalga'da birkac saniye isitinca, yeni firindan cikmiscasina yumusak oluyorlar. Birde sigara boregi gibi yuvarladiktan sonra iki ucu ice dogru kiviriyorum, ay coregi (croissant) seklinde oluyorlar boylece.




Birde ilk iftarimiz icin tatli yapildi, uzun suredir taleb edilen ama tarifi bilmedigim icin yapamadigim bir tatli. Adini dahi bilmiyorum, tek bildigim icinde balkabagi var :-) Benim uydurdugum sekliyle, sanirim balkabakli baklava (?!?) diyebiliriz adina. Oncelikle, cok lezzetli oldugunu belirteyim ve baklavaya gore cok cok daha hafif. Neredeyse bitti, yarin aksam tekrar yapilacak desem...

Malzemeler:
  • 1 rulo hazir baklava yufkasi (burada 2'ser ruloluk paketlerde satiliyor, her paket 454 gr)
  • Rendelenmis balkabagi
  • Irice cekilmis ceviz
  • 100 gr tereyag
  • 1 bardak su + 1 bardak seker
Yapilisi:
Serbeti, su + sekeri kaynatarak hazirladim ve sogumaya biraktim. Rendelenmis balkabagi + cevizi karistirarak harci hazirladim. 5 baklava yufkasi aldim ustuste koydum. Ustune bolca harc koydum. Rulo seklinde yuvarladim. Yaglanmamis tepsiye koydum. Bu islemi yufka bitinceye kadar tekrarladim (toplam 5 kere). Ustune erittigim tereyagi + yarim bardak su doktum. Isitilmis orta isidaki firina surdum. Su buharlasip ustu (nar gibi) kizarinca cikardim. Ilidiktan sonra, artik sogumus olan surubu ustune boca ettim. Ertesi sabah (bu sabah) buzdolabina kaldirdim (kabak cabuk bozulurmus). Ilk iftarimizin ardindan, soguk soguk nefis geldi bize.

Not: Bu tarifi internette aradim (balkabagi ve yufkadan yapilan, serbetlenen bir tatli). Izine rastlamadim. Bulabildigim en yakin tarif kabak boregi adiyla Tea Time'da karsima cikti. Mine boreklik yufka kullanmis, serbetleme yerine harcina seker koymus.

Salı, Ekim 04, 2005

Hosgeldin Ramazan...

...karinca kararinca hazirlandik hepimiz.
Kimimiz neler pisirecegini dusundu, onhazirlik yapti.
Kimimiz temizlik yapti, kose bucak.
Kimimiz Kitap okudu, ruhunu hazirladi.
Ve geldi ozledigimiz gun.

Misafirimiz var, bir ayligina gelecek.
Biraz sonra kapiya caldiginda, buyur edecegiz bas kosemize.
Evimiz daha huzurlu, kalbimiz daha hafif olacak sanki.
Bolunen uykularimiza ragmen yuzlerimizde tebessumler acacak gunduzleri.
Bir tas sicak corba daha lezzetli gelecek, daha anlamli.
Hele sofralarimizi paylasmak inanilmaz mutluluk verecek.

Bir ay sonra, Ramazan beye Arife hanim katilacak, bir gunlugune.
Sonra gidecekler ikiside, gonullerimizde burukluk kalacak.
Bize uc gunlugune emanet edecekleri Bayram cocuk belki teselli edebilecek.
Hersey eskisi gibi olmadan...

Pazartesi, Ekim 03, 2005

Kelepceli kalip, deneme -2




Yine bizim pastane'den bir tarif cazip geldi, kelepceli kalibi denemek adina:Portakalli Cikolatali Cheesecake. Bu benim ilk cheesecake denemem. Ilk kez 3 yil once Almanya'da ev yapimi sade cheesecake yemistik. Cok cok begenmistik, hatta ev sahibesi parlayan gozlerimiz karsisinda acimisti bize, kalkip mutfagindaki son paket Dr. Oetker'in hazir cheesecake karisimini hediye etmisti bizde yapalim Fransa'ya donunce diye. Hos, en son ortaokul siralarinda konustugum almanca'dan zerre iz kalmayinca, paketin ustundeki aciklamalari desifre edemedim. Bu hikayenin (bence) en ilginc yani ise, hicbirseyi atmaktan hoslanmadigim icin Dr. Oetker Kase-kuchen hilfe bizimle Almanya'dan once Fransa'ya, oradan da Amerika'ya seyahat etti. Su anda yanimda duruyor. Onumuzdeki gunlerde, vakit bulunca, almanca bilen komsularimizdan yardim taleb edecegim, ve kendisi nihayet varolus sebebini yerine getirecek... yani afiyetle yenilecek!. Insanlar kadar, esyalarin da cok ilginc hayat hikayeleri olabiliyormus meger.

Ilk kez Almanya'da yedigimiz ve cok begendigimiz bu tatliyi burada marketlerde gorunce cok sevinmistik. Pasta reyonunun onunden her gectigimizde, hangisini alsak diye karar veremeyip hep erteliyorduk bu buyuk bulusmayi. Ta ki, gecen sene su siralar karisik bir tane almistik, her turden tadimlik. Aklimda kalanlar, New-york style, original, chocolate lover, cherry. Ne buyuk bir hayalkirikligi....

Bu tarifi ilk gordugumde okumadim bile, icimden b
��������� diye gecirerekten... Nedense, sonradan okudum, malzemeler (portakal - cikolata) cok ilgimi cekti, yapilan yorumlarda gayet olumlu olunca, eh kelepceli kalipta var artik, denemek geldi icimden... Kosulsuz tavsiye ettigim bir tarif daha! Bizi cheesecake'le baristiran Zinnur'a tesekkurler.

Not: 1- Ustune surulmesi gereken karisimi hazirlarken, kremayi ocakta unutup kaynattigim icin, cirpinca ve soguyunca kivami koyulasmadi. Bu yuzden ustune dokmedim, isteyen dilimine sos olarak ekledi. Ustune kakao serptim. 2- Sutlu damla cikolata kullandim, renginin acikligi (orijinal tarife gore) bundan olabilir. 3- Esmer seker yerine beyaz seker kullandim, ayni olcude. 4- Kabugunu rendeledigim portakalin suyunu sikmaya usendigim icin yarim bardak hazir portakal suyu ekledim.





Balkabaginin ardindan...

Net'te dolasirken bir onceki iletinin sonunda sordugum sorulara yanitlar buldum. Paylasmak adina:
  1. Acorn turu balkabaginin ilginc bir tarifini buldum. Aluminyum folya'ya sarip (butun ve kabuklari ile) kozde (veya firinda) 45 dakika pisirdikten sonra, ikiye kesip cekirdeklerini temizleyip,ister tereyag veya seker, hatta tuz-karabiber ekleyerek, ilik olarak kasik kasik yenilebiliyormus.
  2. Balkabagindan yapilan bir graten tarifinde baharat olarak muskat (dogru tahminde bulunmusum) ve ogutulmus findik gordum. Bir corba tarifinde yine muskat'in yani sira, havuc ve kestane ilgimi cekti.
En cok findik fikri cazip geldi bana, ilginc bir aroma verebilir gercekten yemege.

Cumartesi, Ekim 01, 2005

Balkabagi grateni







31 ekim yaklastikca ortalikta cadilar bayramina dair yiginla urun gorunur oldu. Turuncu - siyah renkteki bilimum ivir-zivir (yeter ki turuncu-siyah olsun), o gece yapilan kostumlu / kiyafetli partilerde giymek uzere (sozde) korkunc giysiler, ve de tabii ki oyulmak ve icine mum konmak uzere kocaman balkabaklari. Iyide balkabaklari cadilar bayramindan dolayi degil, mevsimi oldugu icin varlar aslinda, diyenlere: ama bu kadar cok oluslarinin tek aciklamasi bence marketing temelli!

Bu aksam icin somon yapmaya karar verdigimde nedense yanina kremali birsey yakisir diye hissettim. Somon'u genelde hep okul yemekhanesinde ve de kremali sos esliginde yedigimden olsa gerek. Bende (bal)kabagindan graten yapmaya karar verdim! (aslinda bildigimiz yesil kabak ile yapmayi tercih ederdim ama marketten ozenerek sectigim kabaklari kasadaki elektronik tarti bozuk oldugu icin eve getiremedim, balkabaklari ise tane ile satildiklarindan elimde sadece onlar vardi...)

Bu tarifi ilk kez denemiyorum. Hersey, gecen sene bu siralar olmustu. Ortalik yine balkabagindan gecilmiyordu. Cadilar bayraminin ertesi gunu, fiatlarinda inanilmaz bir dusus oldu... Aylardan ramazandi, gittigimiz her iftarda kabaka tatlisi cikar olmustu karsimiza. [Bu da Turk toplumun inanilmaz adaptasyon yetenegine ornek olsun :-) ] Bir tanidigimiz kocaman bir kabak almis, yarisini bize vermisti. Tatli disinda alternatif tarifler ararken corbasi ve grateni cikmisti karsima net'te.

Bugun bende iki cesit kabak vardi, resim de gorunen. Turkce isimleri bilmiyorum. Ama uzun olanini annanemlerde cocuklugumda gordugumu hatirliyorum. Oyle stratejik bir aciklik yapilip ici oyulmustu ki (muhtemelen birde kurutulmus olmali) tas olarak kullaniliyordu, camasir teknelerine kazanlardan sicak su aktarilirken. Uzun olanin ingilizce ismi butternut ve kabak tatlisi yapiminda kullaniliyor burada. Yesil topa benzeyenin turu acorn, nasil nerede kullanildigini bilmiyorum.

Malzemeler:
  • kup kup dogranmis bal kabagi
  • azicik zeytinyagi
  • tuz, karabiber
  • krema, rende peymir
Yapilisi:
Kup kup kabak azicik zeytinyagiyla yumusayincaya kadar kisik ateste kapali kapakla pisirilir. Yumusadiktan sonra, kapak acik olarak daha kuvvetli ateste (varsa) sebzenin suyu buharlastirilir. Uygun bir kapta krema + tuz + karabiber + rende peynir karistirilir. Bu karisima kabaklar eklenir ve karistirilir. Uygun firin tepsisine (yaglamaya gerek yok) konulur ve isitilmis firina surulur. Ustu kizarincaya kadar pisirilir.

Not: 1- balkabagi yerine yesil kabak, karnibahar, brokoli, patates, pirasa kullanilabilir 2- ozellikle graten yapmak icin balkabagi almaya degmez bence, ama tatlisini yaparken bir dilimi ayrilabilir, ilginc bir garnitur-yemek elde etmek icin. 3- Bir daha ki sefere, sadece butternut + patates denemeyi dusunuyorum, ilginc olabilir. 4- Muhtemelen bir baharat eksik bu tarifte, oyle hissediyorum. Ne yakisir henuz kavrayamadim... Patates graten'de muskat kullanilir baharat olarak, birde firin tepsisi ikiye kesilmis sarimsak ile ovulur. Acaba balkabagina yakisir mi?... Fikri olan var mi?

Pazartesi, Eylül 26, 2005

Citir kabuklu firinda balik veya sahte Parmentier





Bu tarifin orijinali Fransiz mutfaginda bir klasik olan Parmentier usulu bir tariftir (belki baska ulke mutfaklarinda da vardir, ben bilmiyorum). Temelde Parmentier usulu, ornegin bir onceki ogunden, kalmis yemekleri degerlendirmek uzere gelistirilmis bir yontem. Artan yemek firin tepsisine konulur, uzerine bolca patates puresi ile firina surulur. Gunumuzde, ustune patates puresi konularak firinlanan her tarife Parmentier deniliyor. En unlu ornegi Hachis Parmentier'dir, yani kiymali Parmentier.

Ben patates puresi kullanmadim (dolayisiyle parmentier tarifi degil ;-)), ama yerine citir kabuk harcindaki ekmek miktarini arttirdim.


Malzemeler (2 kisilik):
  • Balik 200 gr (barbun, istavrit...), ayiklanmis kilciksiz ve derisiz
  • Zeytinyagli patates puresi 8 dolu kasik
  • Kuru domates 70 gr
  • Feslegen pesto 2 tatli kasigi
  • Bayat ekmek 1 dilim
  • Ic fistik 2 yemek kasigi
  • Taze kekik 2 yemek kasigi
  • Limon suyu 2 tatli kasigi
  • Zeytinyagi
Yapilisi:
Firin 200�C de isitilir.
Rondo'da bayat ekmek + fistik + taze kekik karisimi ogutulur.
Kuru domatesler kucuk kucuk dogranir.
Balik 2 cm'lik kup seklinde dogranir, tuz + karabiber + limon suyu ile harmanlanir.
Firin kabi yaglanir, balik karisimi boca edilir, ustune feslegen pestosu surulu. Tum yuzey domatez ile kaplanir. Ustu pure ile kaplanir. Ustu kekikli ekmek ile kaplanir. Kizarincaya kadar firinlanir.


Not: 1- ben patates puresi kullanmadim, 2- feslegen pesto yerine dogranmis feslegen koydum, 3- taze kekik yerine kuru kekik kullandim, 4- kuru domates yerine yarim kutu konserve butun domates kullandim, 5- donmus balik kullandim, 6- kekikli ekmek harcina daha fazla ekmek koydum kalin bir tabaka olsun diye (pure'nin yoklugundan dolayi), ve bu ekmek karisimina domates konservesinin suyunu ekledim 7- Fistiklari harca ogutulmus olarak degil, en uste butun olarak koydum (malum, olmayan rondo sorunu...)

Pazar, Eylül 25, 2005

Kelepceli kalip, deneme -1


Kalibi aldik, kullanmak gerek... Elma-Ye'de karsimiza cikan Elcin'in Elmali Tarti'ni gecen hafta tart kalibinda denemistim, ve sonuctan cok memnun kalmistik. Ama madem orijinal tarif kelepceli kalip diyor.... bir de oyle denedik. Tarifte yaptigim degisiklikler, 1- ilk denemede sekeri az gelmisti biraz arttirdim, 2- yarim limon suyunun yanisira yesil limon kabugu rendeledim, 3- 1.5 kasik sut yerine yogurt koydum, 4- ustune kayisi receli yerine biraz sulandirdigim bogurtleyen receli surdum. Sonuc, Elcin'in elmali tartini herkese kosulsuz tavsiye ediyorum!!!!

Artik benimde kelepceli kalibim var !!!!



Kelepceli kalip sanirim ilk portakal agacinda karsima cikti. Gunlerce internette aramistim, kelepceli kalibi... ve de bulamamistim! Ne olabilecegi hakkinda zerre fikrim yoktu. En son care olarak esim'e sordum, anlamayacak ne var, kelepcesi olan kalip iste diye cok tatmin edici bir yanit almistim :-)
Tesadufen bu haftasonu karsima cikinca, ne oldugunu anladim, ve de tabii ki aldim. Artik benimde 3 boy kelepceli kalibim var. Benim kadar cahili varmidir bilmiyorum ama umumi hizmet :-) olarak kelepceli kalip resmini yayinlamak istiyorum!!!! Cok icimden geldi....

Perşembe, Eylül 22, 2005

Bunlari ben mi yaptim veya feslegen pesto'lu ekmek








Yorgun oldugumda, canim sikkinsa birde, beni rahatlatabilen en etkili yontemlerden biri mutfaga girip yeni tarifler yapmaya kalkmak. Bu terapi - deneylerimin sonunda genelde bildik veya tahmin edilen sonuclar elde edilir, edilmistir bu gune kadar. Ama bu aksam (gece) cok farkli , firindan tepsileri cikarali 1/2 saat oldu, hala firini actigimda gorduklerim karsisinda hissettigim heyecan gecmedi.

Keiko'nun blogunda rastlamistim bu tarife, gorur gormez denenecekler listesine alindi ve aradan cok vakit gecmeden dayanamayip denendi.

Feslegen pesto'lu ekmek
Malzemeler:
  • Hamur, (potakal agacin'dan mayali pogaca hamur tarifini ayni olculerde kullandim)
  • Pesto
    • Bir demet feslegen
    • Bir avuc ceviz + badem
    • Zeytinyagi
    • Tuz
  • Ustune surmek icin bir yumurta, susam, kabak ve aycicegi cekirdegi ici.
  • Icine koymak icin, peynir
Yapilisi:
Hamuru hatice'nin anlattigi gibi hazirladim. Mayalanirken, pesto malzemesini rondo'da kiyarak sos haline getirdim. Hamuru 4'e boldum, her parcayi oklava ile bu konudaki beceriksizligim olcusunde sekilsiz bir sekilde actim. Ustune once bolca pesto, sonra rendelenmis peynir koydum. Rulo yaparak uzun bir somun elde ettim, yagli tepsiye koydum. Benim pesto sosum iki somuna yetti, diger ikisine peynir + kucuk kucuk dogranmis domates koydum. Yumurta sarisi ikisininin ustune yetti, o yuzden diger iki somuna yumurta aki surdum. Pestolu somunlarin ustune susam, domatesli olanlarin birine kabak cekirdegi ici, digerine aycicegi cekirdegi ici serptim. Onceden isitilmis orta isidaki firina surdum. Ve itiraf ediyorum, unuttum onlari. Heyecanli bir bekleyis olmadi. Firinda pisiyor iste, ne var bunda modunda baska islerle mesgul olurken, bir bakayim sunlara, firin kapisi acildi (seffaf degil) ve... bunlari ben mi yaptim.

Not: 1- pesto sosuna deniz tuzu koydum, Sibel'in deniz tuzu hakkindaki ovgulu sozlerinin plasebo etkisimi bilmiyorum ama bana daha lezzetli geldi 2- orijinal tarifte mozzarella kullaniliyor, ben rendelenmis mozzarella kullandim ama bence her tur peynir afiyetle yenecek sonuc verir 3- tarifi ilk okudugumdan beri feslegen pesto'nun yani sira domates pesto'sunun iyi sonuc verecegini dusundum ama kuru domatesim olmadigi icin domates pestosu yapamadim, normal domates kullandim. 4- 25 eylul pazar: Zinnur'un hatirlatmasi uzerine, yayinlamayi unuttugum dilim resmi ekledim. Feslegen pesto'suna koydugum bademler (olmayan) rondomda cok ince ogutulemediler, resimde onlar gorunuyor ama bence iyi de oldu.

Nar Ye # 3


Seftali, elma derken, yemek etkinliklerinin ucuncusunun konusu nar, ev sahibesi ise Dilek . Bizede duyurmasi duser, sabirsizlikla bekemenin yani sira...

Çarşamba, Eylül 21, 2005

Procrastination veya "bugun yapacagin isi tanimsiz sure sonrasina ertele" !!!

Bugun yapacagin isi yarina birakma diyen Konfucyuz'muydu? Uzakdogu bilgelerinden biri illaki benzer bir seklini soylemistir... Cin seddini gecemedi mi ne bu felsefe, en azindan bana ulasamadigi kesin!!!

En son, devami sonra diye bitirmistim iletiyi. Hedefim, o gun aktar'dan aldigim ilginclikleri paylasmak adina, onlari tanitan yazilar derlemek, kullanildiklari sira disi tarifler bulmak... Bu gidisle hic devam olamayacak, iyisimi ben resimlerini ve isimlerini koyayim, bilgi + tarif kismi belki sonra gelir... belki buradan yorum olarak geri gelir :-)


In: star anise -
Fr: anise etoile -
Tr: yildiz anason (?)

Hic bir kullanim yeri bulunamazsa (ki eminin cok ilginc tarifler vardir), sicak suda demlenip icimi rahatlatici ve ferahlatici bir cay elde edilebilir.




In: wild rice -
Tr: vahsi yabani pirinc (tesekkurler Nese!)


Kahverenginin degisik tonlarinda ve siyah pirinc taneleri karisimi. Pismesi biraz daha fazla su istiyor. Bende cok merak ediyorum klasik pirincten farkini (ozellikle besin degeri, icerdigi vitamin vs...). Bilen var mi?


In: black rice -
Tr: siyah pirinc (?)


Taneler uzun ince ve kapkara... Daha da fazla su istiyor (1'e 3 oraninda).


O gun aktardan ayrica karanfil, tarcin cubuklari, deniz tuzu, kabak cekirdegi ve aycicegi (bizim oralarda cigdem denir) icleri aldim. Mutlaka ilginc kullanimlar bulunacak hepsine!!!

Pazar, Eylül 18, 2005

Hayirli kandiller...

Keske beni burada unutsalar...

Hani bazi yerler vardir, keske beni burada unutsalar diye isteriz. Cocuklugumda, sekerci dukkanlari vardi, kocaman seffaf kavanozlarda renkli renkli seker dolu. En cok yesil olanlarini severdim, anason aromali. Iste, oraya her girdigimde nereye baksam, hangisini alsam diye dusunurken basim doner, keske beni burda unutsalar diye gecirirdim icimden. Ileriki yaslarimda, sira sira kitaplarin bulundugu kutuphaneler ayni hissi uyandismistir, keske beni burada sonsuza kadar unutsalar. Fransa'da girdigim her patisserie - pasthane'deki cesitlilik karsisinda hala icimden geciririm, keske beni burada unutsalar. Bir de Sephora tarzi parfumerilerde hangi kokuyu denesem, ve pesinde bu gece beni burada unutsalar... algilamak, ister tat alma duyumuzla, ister kokularla, idrak etmek dusunceler ve hayal gucuyle... yasamak...

Cuma gunu, Turkiye'deki aktarlara benzer bir yerde, karsimdaki baharat kavanozlari ve pirinc cesitleri karsisinda, bir cocuk gibi, keske beni burda unutsalar dedigimi duydum... ne guzel bir hismis yasamak...







Devami sonra...